*GÜLAY ÖZTÜRK SULTAN"IN YÜREGiNDEN*


Powered by Audici


Powered by Audici

Evet kardeşlerim..Yılbaşını kim nasıl kutlayabilir?

img264/3369/61352410jo3.jpg

Yılbaşı, aynı zamanda bir yılında sonu! Yani koca bir seneyi geride bırakıyor ve yeni bir yıla merhaba diyoruz. Sözü fazla uzatmadan şimdi iki soruyla konuya girmek istiyorum!

1- Yeni yılı herkes kutlamalımı?

2- Kutlanacaksa nasıl kutlanmaıl?

Yeni yılı hak eden kutlamalı! Evet yeni yılı kutlamayı hak eden kutlamalı! Kimin hak edip etmediğinide herkes kendisi bilir! Ben ancak ölçüyü verebilirim! Herkes o ölçüye göre kutlamayı hak edip etmediğine karar versin!

Bunun için bir kağıt parçası vede bir kalem lazım! Bunları tedarik ettikten sonra! Oturup geçen 365 günün muhasebesi yapılıp, bu geçen günlerde:

- Kaç vakit namazı vaktinde,

- Kaç vakit namazı cemaatle,

- Kaç vakiti kazaya bıraktık.

- Kaç vakit namazı hiç kılamadık?

- Oruçlarımızı ne kadar tutabildik?

- Zekatlar tam olarak ödendimi?

- Allah yolunda ne kadar harcama yaptık?

- Allah younda na kadar zaman harcadık?

- Dine ve insanlığa ne gibi faydalı işler yaptık?

- Haramlarda ne kadar uzak durabildik?

 Kısacası elimizdeki kağıdın bir tarafına sevaplarımızı diğer tarafına günahlarımızı yazalım, sonunda bir mukayese yapalım eğer sevaplarımız çoksa biz kutlamayı hak ettik! Çünkü geçen seneyi karlı, kazançlı kapattık!

 Kutlama nasıl yapılmalı? Seneyı kazanlı kapatıp kutlamayı hak edenler güzelce bir abdest alıp şükür namazı kılıp seviç gözyaşları dökmeli!

Gelecek senedede başarıların devamı için Allah c.c.tan yardım dilenmeli! Ben başka bir kutlama yöntemi bilmiyorum!

 Günahları sevaplarından çok çıkanlara gelince! Onlarda yeıse kapılmamalı, güzelce abdest alıp tevbeye oturmalı! Pişmanlık gözyaşları dökmeli! Hareket ve davranışlarının düzelmesi ve daha iyi bir mümin olmak için Allah c.c. a yalvarmalı!

 Rabbim günahlarımıza layıkıyla tövbeyi sevablaımıza layıkıyla şükretmeyi bizlere nasib etsin!

Gelecek yeni günlerin genel olarak tüm insanlığa özel olarak tüm İslam alemine hayırlar getirmesini Allahu Tealadan niyaz ediyoruz! (Amin)

22/12/2009 | Kategori: yazilarim | Yorum (yok) Yorum yaz! |

NOEL VE YILBAŞI


NOEL VE YILBAŞI


Hak din İslâm'dır; ALLAH Teala bozuk inançlı, bâtıl dinli, yanlış yollu insanları sevmez ve aslâ affetmez. Hem insanlara, tüm nimetleri, güzellikleri, sağlık ve mutlulukları yüce ALLAH versin; hem de kâfirler ve câhiller, ALLAH'ı bırakıp, putlara. ilâhlara, uydurma Allahlara tapsınlar... olurmu böyle saçmalık, nankörlük, vefasızlık, idraksizlik, beyinsizlik, kalleşlik!
Tarih boyu tüm müslümanlar ve özellikle bizim nurlu dedelerimiz, bâtıl inançlarla, saçma hurafalerle, bozuk dinlerle mücadele vermiş; tüm insanları doğru yola, hak dine, hayra, iyiliğe, dürüstlüğe, dostluğa, sevgiye, ilme, irfana, ahlâka, âdâbâ, çekmeğe çalışmışlardır. Birçok ulus böylece imanı öğrenmiş, İslâm'ı seçmiş, müslüman olmuştur.
Tabii bunun karşılığında, bâtıl dinlere bağlı tutucu ve yobaz teşkilatlarda, sinsi sinsi müslümanları aldatma ve kandırma çalışmalarını devam ettirmeğe çalışmaktadır.
Nasıl kandıracak? Yolu yanlış, aklı dışı, ilme aykırı... Normal konuşma ve akıl-mantık yoluyla kendilerini savunamaz, insanları kendi bâtıl dinlerine çekemezler.
O zaman ellerinde bir çare kalıyor, zevk eğlence, hokkabazlık yoluyla kalp kazanmak.
İşte şu yılbaşı eğlenceleri bu mantıkları doğurmuştur: Çam ağacını süslemek, ışıklandırmak, pamuklarla bembeyaz yapmak; bir adamı Noel Baba kıyafetine sokmak, çocuklara onun aracılığı ile hediye dağıtmak; havai fişekler, eğlence, dans, zevk, safa v.s.
Bunlar bir müslümanın kabul edebileceği şeyler değil. Müslüman bâtıl hristiyan âdetlerini, hurafeli putperest faktörünü taklid etmez. Hristiyanlar, çam ağacını, o gece o ağaca Hz. İsa (Aleyna Ve Aleyküm Selam.) inecek sanarak dinî bir inançla süslüyor! Noel Baba dedikleri Saint Nikola adlı bir hristiyan azizi. Bunlardan bize ne!
O halde Noel Baba'yı ağzımıza bile almamalı, noel merasimlerine kesinlikle katılmamalı, bu isim arkasında ne dolaplar döndüğünü, ne gizil emeller beslendiğini çok iyi bilmeli, hatta başkalarını da bir güzel uyarmalı, tembihlemelisiniz.
Yoksa çok ayıp ve çok günah olur size! Aman, yeni yılı veballe, günah, şom ve uğursuz bir şekilde başlayıp sonunda pişman ve perişan olmayın!

21/12/2009 | Kategori: yazilarim | Yorum (yok) Yorum yaz! |

Dünya Hayatında Verilen Sürenin Kıymetini Bilmek‏

QuranickidII.jpg image by medinem
Her anlarını Kuran ahlakına göre yaşamak için çaba gösteren müminler, dünya hayat ında geçirdikleri her saniyenin hesabını Allah
Katında vereceklerini bilirler. Bu nedenle yaşamları boyunca bu sorumluluğun verdiği bilinçle hareket ederler ve Allah'ın rızasını
kazanabilmek için zamanlarını en iyi şekilde değerlendirirler. "Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-
devam et" (İnşirah Suresi, 7) ayetinin hükmü gereği, yaşadıkları her anı
Salih bir amelde bulunabilmek için kullanırlar.

Bazı kimselerin Kuran
ahlakını yaşama konusunda en çok yanıldığı noktalardan biri, hayatlarını "ibadet zamanları" ve "diğer zamanlar" olarak iki bölüme ayırmalarıdır. Söz konusu kişiler, büyük bir yanlışlık olarak, bu dünyanın geçici olduğunu ve ahiret hayat ının
varlığını, yalnızca belirli ibadet zamanlarında hatırlarlar. Bu belirli zamanların dışında ise, dünya işlerinin sözde karmaşasına
kapılarak sahip oldukları "zaman"ı ahiret açısından önemli olmayan faydasız işler ve düşüncelerle geçirebilmektedirler. Oysa, uykuda
geçirilen saatler çıkarıldığında, Yüce Allah kullarına her gün yaklaşık olarak 16-17 saatlik büyük bir zaman dilimini, O'nun
rızasını kazanabilmeleri için ihsan etmektedir.

Boş Düşüncelerle Kaybedilen Vakitler

Pek çok insanın zamanını harcadığı konuların başında, genellikle bir sonuca ulaşmayan, ancak gün boyunca onları meşgul edebilen boş
düşünceler gelebilmektedir. Örneğin; kendi aleyhine olacağını düşündüğü bir durum karşısında muhtemel planlar ve savunmalar
hazırlamak veya çevresinde yapılan konuşmalardan ve esprilerden kariyerine bir zarar gelip gelmediğini ince ince hesaplamak, bu
konulardan sadece birkaç tanesidir. Bu örnekler, insanların bulundukları ortama ve duruma göre çoğaltılabilir; ancak hepsinden
çıkan sonuç aynıdır. Bunların hiçbiri insanlara fayda sağlamamakta, aksine
vakit kaybettirmektedir.
Bunun yanı sıra -ders çıkarma amacı olmadan- geçmişte yaşanmış
olayları tekrar tekrar düşünmek de vaktin boşa harcanmasına
neden  olur. Artık sadece hafızada kalan birer bilgi olan anıları sürekli
düşünmek ve zamanı bu şekilde harcamak çok büyük bir gaflet halidir.

İnsan, Allah'ın yarattığı
KaDeR üzere, dünyada belli bir süre kalacaktır. Kaybedilen bu süre, dünyada kalınacak hayattan alınmış
ve geri gelmesi mümkün olmayan bir vakittir. En önemlisi de, "Allah'ın rızasını kazanmak" gibi hikmetli ve hayırlı düşüncelerle zamanı en iyi şekilde değerlendirmek yerine, geçmişte
yaşanan olayları anmak ya da anılarda yaşamak böyle bir imkanı engelleyecektir. Ancak burada belirtilmesi gereken bir nokta vardır:
Tabii ki mümin de geçmişinde yaşadığı bir olayı hatırlayabilir. Fakat hatırladığı olaylardan ahiretini hayırlı şekilde etkileyecek
dersler çıkarmaya çalışarak, gaflete kapılmadan Allah yolunda çaba harcamaya devam eder.

Her şeyin Yüce Allah'ın kontrolünde olduğunu tam olarak kavrayamamış
olan kişiler, yaşadıkları olaylarda hoşlarına gitmeyen bir durum olduğunda, kaderin mükemmelliğini gözardı ederek pişmanlık dolu
düşüncelerle saatlerce mücadele edebilirler. Oysa insanın başına gelen her olay, ilim bakımından her şeyi kuşatan Allah'ın
belirlediği
KaDeR dahilinde yaşanmaktadır. Ancak şeytan insanların hayırlı işlerle ilgilenmelerini engellemek ve onları oyalamak için
onları bunun gibi boş düşüncelere daldırmaktadır. Şeytanın bu amacı
Kur'an'da şöyle bildirilmiştir:

Dedi ki: "Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka Senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım. Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın."
(Araf Suresi, 16-17)

Gün içinde şeytanın sürekli olarak telkin ettiği boş düşüncelerden arınmak ise yalnızca Kuran
ahlakını yaşamada gösterilen titizlik ile
mümkündür. Kuran
ahlakını yaşamak, Allah'ın dilemesiyle, insana geniş bir bakış açısı, üstün bir akıl, doğruyu yanlıştan ayırt etme
yeteneği ve olayları derinlemesine düşünebilme özelliği kazandırır.

Boş Konuşarak Kaybedilen Vakitler"

İsraf edilen zamanların önemli bir bölümü boş konuşmalarla geçmektedir. Örneğin dedikodu ve alaycılık gibi kötü
ahlak özellikleri, Allah tarafından yasaklanmış davranışlar olmasının yanı sıra kişilerin vakitlerini de boş ve yararsız konuşmalarla geçirmelerine, ahiret hayatlarını unutmalarına neden  olmaktadır.

Yüce Allah'ın "Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür" (Ankebut Suresi, 45) ayetiyle bildirdiği üzere, insanın
ahireti için yapacağı en hayırlı konuşma Allah'ı anmasıdır. Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak amacı dışında yapılan tüm
konuşmalar, hikmetsiz ve boş konuşmalar olacak ve dolayısıyla kişilerin zamanı israf etmelerine
neden  olacaktır.

Yüce Allah'ın "Orada, ne "saçma ve boş bir söz" işitirler, ne günaha sokma." (Vakıa Suresi, 25) ayetiyle bildirdiği üzere, Rabbimiz'in
müjdelediği cennetin özelliklerinden biri, orada boş konuşmaların olmamasıdır. Cennete olan özlemleri ve dünya
hayat ında en güzel
ahlaka sahip olmak istemeleri nedeniyle müminler, hiçbir zaman boş
konuşmalara dalmamaya çalışır, böyle bir ortamda kalmamaya özen gösterir ve ayette bildirildiği üzere, "Boş ve yararsız olan sözü"
işittikleri zaman ondan yüz çevirirler" (Kasas Suresi, 55)

Boş ve Yararsız Şeylerden Yüz Çevirmek

Boş ve yararsız şeylerden yüz çevirmek, insanın sadece Allah'ın rızasını kazanacağı davranışlarda bulunmasıyla mümkün olur. Bu
nedenle bir mümin her yaptığı işle ahirete yönelik bir hayır kazanmaya çalışır. Elbette her insan gibi konuşur, güzel
vakit
geçirir, yemek yer, güler, düşünür ve çalışır. Fakat bunları yaparken aklında hep din
ahlakına ve insanlara menfaat sağlayacak
hayırlı düşünceler vardır.

Ayrıca iman eden bir kimsenin yaptığı her hareket bir amaç üzerinedir. Daima kendisine Allah'ın hoşnutluğunu en fazla
kazandıracağını umduğu bir işe yönelir. Dünyayla ilgili her konuda iyi bir ayrım yaparak zamanını çok iyi değerlendirir. Neyin boş iş,
neyin faydalı iş olduğunu vicdanını ve aklını kullanarak belirler ve bu konuda taviz vermez. Kur'an'da tavsiye edilen bu üstün
ahlakın
örnek alınması, her insan için büyük ferahlıktır. Aynı zamanda Allah'ın hoşnut olacağı güzel bir davranıştır. Kur'an'da müminlerin
bu üstün
ahlakı şöyle bildirilmiştir:

Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir. (
furkan Suresi, 72)

Kuran
ahlakının gerektirdiği tüm özelliklere sahip olan müminler, Peygamber Efendimiz (sav)'in "Dünyanızı ıslah ediniz. Yarın
ölecekmiş gibi de ahiret için çalışınız."hadis-i şerifinde belirttiği üzere, her işlerinde Allah'a yönelir ve O'nun hoşnutluğunu amaç edinirler. Bu üstün ahlakları da, Allah'ın
izniyle, onları tüm boş işlerden ve boş konuşmalardan uzak tutar.
bismt6xz

21/12/2009 | Kategori: islam | Yorum (yok) Yorum yaz! |

Güzel huyluya, her şey güzel davranır

ap0124vq.jpg

Her Müslümanın, maddi, manevi alanda çalışması, din bilgilerini iyi öğrenmesi, haramlardan sakınması, Allahü teâlâya ve Onun kullarına karşı olan vazifelerini, borçlarını yerine getirmesi lazımdır. İslam’ın güzel ahlakı ile bezenmeli, kimseye zarar vermemeli, fitne çıkarmamalıdır. Dinimiz, böyle olmamızı emrediyor. Peygamber efendimiz; (Müslüman demek, Müslümanlara eli ile, dili ile zarar vermeyen kimse demektir) buyurmuştur.

Müslümanın başta gelen vazifesi, nefsine, şeytana uymamak, kötü arkadaşlara, azgın, asi kimselere aldanmamak, günah işlemekten sakınmaktır. Allahü teâlâ kullarına üç vazife vermiştir:

Birincisi, kişinin şahsi vazifeleridir. Her Müslüman, kendini iyi yetiştirecek, sıhhatli, edebli, iyi huylu olacak, ibadetlerini yapacak, ilim ve güzel ahlak öğrenecek, helal lokma kazanmak için çalışacaktır.

İkinci vazifesi, aile içindeki vazifeleridir. Hanımına, ana-babasına, çocuklarına, kardeşlerine olan haklarını yerine getirecektir.

Üçüncü vazifesi ise, cemiyet, toplum içindeki vazifeleridir. Komşularına, hocalarına, talebesine, ailesine, emrinde olanlara, bütün vatandaşlara, dini ve milleti başka olanlara karşı vazifeleridir.

Müslümanın, herkese iyilik etmesi, eli ve dili ile kimseyi incitmemesi, kimseye zarar vermemesi, hıyanet etmemesi, herkese faydalı olması, herkesin hakkını yerine getirmesi kısaca güzel ahlak sahibi olması lazımdır. Peygamber efendimiz; (Allahü teâlânın ahlakı ile huylanınız!) buyurmuştur.

Allahü teâlânın sıfatlarından biri Settardır yani günahları örtücüdür. Müslümanın da din kardeşinin ayıbını, kusurunu örtmesi lazımdır. Allahü teâlâ, kullarının günahlarını affedicidir. Müslümanlar da, birbirlerinin kusurlarını affetmelidir. Allahü teâlânın lütfu, ihsanı boldur ve merhameti çoktur.

Müslümanın da, cömert ve merhametli olması lazımdır. Her Müslümanın bunları öğrenmesi ve bunlar gibi ahlaklanması lazımdır. Böylece, dünyada ve ahirette felaketlerden kurtulmak ve Peygamber efendimizin şefaatine kavuşmak nasib olur.

Resulullah efendimiz şu duayı çok okurdu:
(Allahümme inni es’elüke-ssıhhate vel-afiyete vel-emanete ve hüsnel-hulkı verrıdae bilkaderi birahmetike ya Erhamerrahimin.)

Bunun manası;
(Ya Rabbi! Senden, sıhhat ve afiyet ve emanete hıyanet etmemek ve güzel ahlak ve kaderden razı olmak istiyorum. Ey merhamet sahiplerinin en merhametlisi! Merhametin hakkı için, bunları bana ver!) demektir.

Ebu Ali Farmedi hazretleri anlatır:
“Bir defasında bir yolculuğumuz sırasında bir dağa yaklaşmıştık. Bu sırada önümüze çok büyük bir yılan çıktı. Hepimiz korktuk ve kaçıştık. Ebu Said hazretleri de orada idi. Atından inip o koca yılana yaklaştı. Ben de yanlarında idim. Yılan onun önünde başını yerlere sürerek saygı gösterir gibi hareketler yaptı. Ebu Said hazretleri yılana hitab ederek;

- Zahmet etmişsin dedi. Sonra yılan, dağa doğru uzaklaşıp gitti. Bu hadise üzerine Ebu Said hazretlerine;

- Efendim bu ne haldir, diye sorduk. O da buyurdu ki:

- Ben bir zamanlar bu dağda, birkaç yıl bu yılanla aynı yerde bulundum. Bizim buradan geçmekte olduğumuzu anlayınca gelip dostluğunu tazeledi... Ahdin güzelliği imandandır. Güzel huylu olana karşı her şey güzel huylu olur. Nitekim İbrahim aleyhisselam güzel huylu idi. Ateş de ona güzel huylu oldu. Onu yakmadı.”

Netice olarak her Müslümanın, kötü huylardan kurtulup, güzel huylarla bezenmesi lazımdır. Dinimizde imanın olgunlaşmasının alameti, güzel ahlak sahibi ve insanlara faydalı olmakla ölçülmektedir.

Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:
(İmanı kâmil olanınız, ahlakı güzel olanınızdır!)

KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ''


Hz.MUHAMMED
(S.A.V.)

19/12/2009 | Kategori: yazilarim | Yorum (1) Yorum yaz! |

Bismillah Tükenmez Bir Berekettir...


Bismillah Tükenmez Bir Berekettir...

"Yapılan bir işin başında Besmele sonunda Elhamdülillah yoksa o işte bereket yoktur" buyuran Peygamberimiz Efendimiz "Cebrail bana geldiğinde gönlüme ilk ilga ettiği şey Bismillahirrahmanirrahîm oldu" beyanıyla dikkatimizi Besmeleye çeker.
Besmelesiz herşeye şeytan ortak olur.

Her Müslüman başta Besmele çekmekle yemesine içmesine işine aşına cinsi temasına şeytanın ortak olmasına mani olur onu kovar. Evine girerken yatarken söylerse şeytan evine yatağına girip istirahat edemez. (İbni Mace Müslim: 11-109)
Şu hakikatı gözardı etmeyelim. (CC):
Semayı yıldızlarla
Melekleri Cebrail (AS) ile
Cenneti huri ve köşklerle
Günleri Cum'a günüyle
Geceleri Kadir Gecesi'yle
Ayları Ramazan-ı Şerif ile
Mescidleri Kabe-i Muazzama ile
Kitapları Kur'ân-ı Kerîm ile
Peygamberleri Hz.Muhammed (SAV) ile
Kur'ân'ı da BESMELE ile süslemiştir. Kur'ân'ın tüm mânâsı Besmelede toplanmıştır.

Kur'ân'ın süsü ve özü Besmeleyi dilden düşürmeyelim. Yemeğe başlarken Besmele çekenler çay içerken kahve aaaaaaarken gazoz içerken de Besmele çekmeyi ihmal etmeyelim...Bunu sesli söyleyelim de etrafımızdakilere de teşvik olsun...Bundan ne büyük hayırlar doğar. Peygamberimiz Efendimiz Taif'te taşlandığı zaman bahçeye sığındığında oranın bekçisi Ninovalı Addas (RA) ile karşılaştı. Ondan su istedi. Bekçinin verdiği suyu içmeden Besmele çekti. Bu Hz. Yunus (AS)'un hemşehrisi Addas'ın Müslüman olmasını sağladı.
"Kur'ân-ı Kerîm'de: "Üzerine Besmele (bismillah) zikredilmeyen/çekilmeyen şeyden yemeyiniz" (En'am S.A.: 121)buyurulur.

Bu şu demektir:
Nimetlerin hakiki sahibi olduğu 'ı hatıra getirmeyenlerin verdiği ve O'nun adıyla verilmeyen nimeti yemeyiniz demektir. Öyle ise hem veren hem alan Bismillah'ı demelidir. Eğer veren Bismillah demiyorsa sen de almak zorunda isen sen Bismillah de; onun başı üstünde 'ın fazlını gör ondan alHakiki vereni düşün; bu düşünmek şükürdür.

(CC) bize ihsan buyurduğu nimetler için üç bedel istemektedir:
1-Zikir
2- Şükür
3-Fikir.
Başta Bismillah zikridir.
Sonunda Elhamdülillah şükrüdür.
Ortada 'ın verdiğinin şuurunda olmak da fikirdir.

Bismillah tükenmez bir kuvvet bitmez bir berekettir. Bütün başarılar derin inanç ile çekilmiş bir Besmele ile olur. Hiç kimse hiçbir işini Besmelesiz bırakmasın...

18/12/2009 | Kategori: yazilarim | Yorum (yok) Yorum yaz! |

<Önceki Yazilar |