*GÜLAY ÖZTÜRK SULTAN"IN YÜREGiNDEN*


Powered by Audici


Powered by Audici

Cumanız mübarek olsun..

wallpaperni1by1.jpg
Hüzünler dönüşşün sevince. Rabbim yaralarımızı sarsın Rauf adıyla!
Kalbimizdeki hastalıkları gidersin Şafi ismiyle!
Cumamız mübarek olsun!

 
red crystal heart line
Ey Kapıları açan Allah'ım,
Bize kapıların en hayırlısını aç,
Ey halden hale çeviren Rabbim,
Halimizi en güzel hale çevir.
Ey kalpleri döndüren Allah'ım,
Kalplerimizi dinin ve taatin üzere sabit kıl..
Allah'ım!
Kur'anı bize dünyada bir dost, kabirde ünsiyetli bir yoldaş, kıyamette bir şefaatçi, sırat üzerinde bir nur, Cehennem ateşine karşı bir siper ve örtü, Cennette bir refik, bütün hayırlara bir delil ve imam kıl.
Allah'ım!
Kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur'an nuruyla nurlandır. Allah'ım!
Efendimiz Muhammed'e, onun âl ve Sahabîlerine ezelden ebede kadar Allahın ilmindeki nesneler sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAHım!...
Bizi nefislerimizin şerrinden, amellerimizin gösterişinden ve - şeytanın .. hilesinin .. şerrinden .. kurtarıp emniyete kavuştur.
Kalplerimizi emrettiğin şeylere karşı sabit eyle,men ettiğin şeylerden uzaklaştır.
Allahım..Ancak Seninle her gönül sükunet bulur!...
Ve ancak Seninle her kul hayat bulup Lütfuna mazhar olmakla yaşar.
ALLAH’ım!.. salatü selamlarımız Efendimiz MUHAMMED (a.s.) ve onun al ve eshabın’a olsun …
Ya Rab! Ona getirilen salatlar hürmetine bizi bağışla …
Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederiz.
Senden başka ibadete layık kimse yoktur.
Namazlarımızı ..Tevbelerimizi Habibin s.a.v  hürmetine kabul eyle ..
 
Cumanız mübarek olsun..
Mevlam bu güzel günü en güzel şekilde yüreğinizde yaşattırsın inşallah
Bir daha ki Cuma'ya kavuşabilmek duası ile..
RAbbimiz nimetlerinin şükrünü ifa edebilceğimiz bir cuma nasip etsin inşaAllah..Amin
 
"Iman Iki Esit Parcadan Olusur; Bir Parcasi Sabir, Diger Parcasi Sükretmektir."
(Hz. Muhammed Mustafa S.A.V)


5/11/2009 | Kategori: duam | Yorum (0) Yorum yaz! |

Yüce Allah’ın Resulü buyurdular..

En güzel resimli dualar

Yüce Allah’ın Resulü buyurdular..

“Ashabım gökteki yıldızlar gibidir..

Ümmetim,Onlar her işinde örnek al..!

Soyutla kendini dünyanın görkeminden..

 Eğer gidersen Onların yolundan sen..

Küfre karşı inanç,cihat,aşk ile..

Hicretle Mekke’ye atılan tohum..

Bir devlet ile dönüşür güle…

 Hz.Fatma’ları ,Hz.Ali’leri unutmayın..

Birlikte ,destekle aşılır engeller..

Unutmayın,cemaat koluyla yaşar müminler..

Ve bir gün.

Güneş doğuverir karanlığın ardından..

Ve yine unutmayın..

Vuslata kalktığında mümin elleri…

 Sönük kalır yanında gökyüzü kandilleri ..

Onlar için fark etmez,ne acıdır,ne gurbet ..

O inanan mümine ateşler buzlu şerbet..
Image and video hosting by TinyPic

4/11/2009 | Kategori: siirlerim | Yorum (0) Yorum yaz! |

RAHMANA YAKINLAŞMA FIRSATI (TÖVBE)


tövbe: kelime olarak bir şeyden geri dönmek birdaha işlememeye söz vermek manasındadır.
bu manada günahtan pişmanlıkla tövbe edip ALLAH TELAYA yönelmek tövbedir günahlar yüzünden hak tealayla araya giren günah perdesini idrak edip kaldırmaya yönelik söz dür
tövbe günahları temizler kulu hakka yakınlaştırır kalplerde açılan yaraları tedavi eder katılaşan kalbi yumuşatır akmayan gözyaşlarını pınarlardan akıtırvelev ki tövbe hakiki ve samimi olursa gözyaşı peşinden akmaya başlar
her günah pencereye asılan koyu perde gibi olur her işlenmesinde kat kat olurki dışarının görünesi veya içeriye girecek ışığı ğın yansımasını engeller ki günahlarda arttıkça kalptemziliğini karartır kulu ALLAHTAN UZAKLAŞTIRIR ve nasihat tesir etmez hale gelir..
ALLAHIN emrine muhabbet ve samiyetle bakamaz uyamaz bir elbise hiç yıkanmadan giyilse kararır kokusu artar ve yanında durulmaz hale gelir oysaki insan kalbi elbiseden daha nazik ve narindir o yüzden kalbimizi tövbeyle sürekli paklamalı kulu rabbine yaklaştıracak ameller yapmaya devam etmeli dil ile kalp'in ortak hareket etmesini sağlamalıyız.

bunun için yer yüzünde Allah dostlarından yardım almalı onların verdiği reçeteye aynen uymalıyızki kalp sağlığımız yerine gelsin acile bir mürşidi kamilin eteğine yapışmalı kul ki rehber öncülüğünde hedefe daha hızlı varsın
Önce şunu belirtelim ki, hepimiz Yüce Allah’a istiğfar ve tevbe etmekle mükellefiz. İkisi de farzdır.

İstiğfar,
Allahu Tealâ’dan affını istemek, bağışlanmayı istirham etmektir.
Bu dil ile yapılır, sonuç Allah’a bırakılır

Tevbe ise değişmektir.
Tevbe, ölü kalbi diriltmektir.
Tevbe, bozuk hali ve kötü arkadaşı terketmektir.
Tevbe, kötülüklere iyilik diye sarılmış nefsi ıslah etmektir.
Tevbe, özü, sözü ve her yönüyle Allah’a dönmektir.
Tevbe, nefis, şeytan ve kötü şartlarla mücadele etmektir.
Tevbe, Yüce Allah’ın seveceği bir hale gelmektir.

Bu ise hem dilin, hem kalbin, hem de bedenin işidir. İstiğfar tek başına yapılabilir, fakat tek başına tevbe yapmak ve o tevbeyi korumak dünyanın en zor işidir.
Bunun için Yüce Rabbimiz
Ey iman edenler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz.” (Nûr/31) uyarısında bulunmuştur.
Ayrıca Allahu Tealâ takvaya ulaşmak ve güzel edebi korumak için yardımlaşmamızı (Maide/2), kendi yolunda toplu halde, birlik ve dirlik içinde olmamızı istiyor. (Âl-i İmran/102-103) Takvaya ulaşmak ve istikameti korumak için sadık kulları ile beraber olmamızın gerektiğini belirtiyor. (Tevbe/119)Mürşid deyince cemaat akla gelir.
Mürşid-i kâmilin imam olduğu cemaatin niyeti ve hedefi dinin ihyası ve Allah’ın rızasıdır.

‘Gel mürşid elinde tevbe et!’
demek,
gel şeytana karşı cemaat kalesine gir,
nefsin hücumuna karşı müminleri siper et,
onların dua ve sevgisi ile kendini koruma altına al,
Allah yolunda kardeşlerinle kuvvetlen,
dağınıklık ve yalnızlıktan kurtul!’
demektir
Efendimiz (A.S.) : “Müminler, iki el gibi devamlı birbirlerini temizlerler.” (Zebidî, İthafu’s-Sâde)
Ayrıca, hadis-i şeriflerde Allah yolunda birlik ve dirlğin insanı nasıl dirilttiği, yalnız kalanın ise nasıl felakete gittiği şöyle anlatılmıştır:

“Sizin cemaat halinde olmanız gerekir.
Ayrılıp tek başına kalmaktan sakının.
Şüphesiz şeytan, tek kalanla beraberdir
(onu kolayca etkileyip, kalbine vesvese verir).
İki kişiden ise çok uzak durur.
Kim iman selâmeti ile ölüp cennetin tam ortasında olmak istiyorsa, cemaate yapışsın. Kimi iyilikler sevindiriyor, kötülükler üzüyorsa, o gerçek bir mümindir.”
(Tirmizî, Ahmed, Hakim)

Cenab-ı Hak, günahla nefsine zulmeden kullarına en güzel tevbe şeklini şöyle tarif etmiştir:

“Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileseler,
Rasul de onlar için istiğfar etseydi,
Allah’ı ziyadesiyle affedici ve esirgeyici bulurlardı.”
(Nisa/64)

Demek ki ümmet için en hayırlı tevbe, Allah’ın Habibi Hz. Peygamber’in (A.S.) huzurunda yapılan, onun da şahitlik yaptığı,
ayrıca dua ve istiğfarla desteklediği tevbedir

“Şüphesiz Allahu Tealâ, ümmetimi dalâlet (sapık fikir ve fitne) üzerinde bir araya getirmez.
Allah’ın eli (rahmet ve desteği) cemaatle birliktedir.
Kim cemaatten ayrılırsa ateşe gider.”
(Tirmizî, Tabaranî)

“Hiç şüphesiz şeytan, cemaatten ayrılan kimseyle beraberdir.
Onun içine yerleşip, istediği yola çeker.”
(Beyhakî,Tabaranî)

“Şüphesiz müminlerin birbirlerine yaptıkları dualar onları destekler.”
(Ahmed, Darimî)

Büyük müfessir Fahruddin Razi (Rh.A.) bu ayetin tefsirinde der ki:

“Hz. Peygamber ile birlikte yapılan tevbenin bir faydası da, tevbe yapanın istiğfarındaki gaflet ve kusurlarının Hz. Peygamber’in istiğfarı ile giderilmesi ve ilâhî huzura sahih ve sağlam bir tevbe olarak ulaşmasıdır.
Çünkü kendileri için istiğfar eden Peygamber’i Allahu Tealâ seçmiş, onu vahyi ile şereflendirmiş, kendisi ile kulları arasında bir elçi yapmıştır. Bundan dolayı, onun şefaat ve vesilesiyle huzuruna gelen bir şeyi geri çevirmemektedir.” (Tefsir-i Kebir)

Bugün yeryüzünde Allahu Tealâ’nın şahidi ve halifesi sıfatını taşıyan, Rasulullah’ın (A.S.) vârisi ve ümmetinin terbiyecisi olan kâmil mürşidler de, ümmetle yaptıkları tevbe ve istiğfarda Efendimiz’in ayette anlatılan sıfatını temsil etmektedir.
Kâmil mürşidler, kulların Allah Tealâ’ya yönelişlerine şahid olmakta, tevbelerinin kabulü için ayrıca yüce huzurda yalvarmaktadırlar.
Kâmil mürşidler naz makamında niyaz ettikleri için,
onlarla birlikte yapılan tevbeler Allah katında daha sevimli ve daha temiz bir amel olarak kabul görmektedir.

Bir Allah dostunu şahit tutarak yapılan tevbede, tevazu ve yakaran kalp vardır.
Bu durumda insan,
kibrini kırmış,
nefsini zelil etmiş,
acizliğini anlamış,
hiçliğini görmüş,
ihtiyacını bilmiş ve ilacına koşmuş olmaktadır.

Böyle bir tevbeyi hafife almak münafıkların sıfatıdır ve o kimsenin şu ayette anlatılan kimselerden olmasından korkulur:
“Onlara:
‘Gelin,
Allah’ın Peygamberi sizin için mağfiret dilesin.’
denildiği zaman başlarını çevirip kaçarlar
ve sen onların kibir içinde uzaklaştıklarını görürsün.”
(Münafikun/5)
Hz. Rasulullah’ın vârisi kâmil bir mürşidin nezaretinde Allah’a yapılan tevbeyi hıristiyanların papaz önünde günah çıkarma hezeyanına benzetenler, tevhid dinini, Kur’an’ın hedefini, Sünnet’te uygulanan bey’atların hikmetini ve tasavvufun edebini bilmiyorlar demektir.
Tasavvuf büyükleri, elinden tutan kimse ile şu şekilde tevbe etmektedir:

“Ya Rabbi! Bütün yapmış olduğum günahlardan ben pişmanım. Keşke yapmasaydım. İnşaallah bir daha ben yapmayacağım
selam ile dua

3/11/2009 | Kategori: yazilarım | Yorum (0) Yorum yaz! |

Bizi doğru yola ilet Allah'ım!‏


Hamd yalnız Sana, şükür Sana, minnet Sana, ahd Sana, vefa Sana… Salat ve selam Habibine, Aline, ashabına…
Allah'ım! Yüreklerde sancı çok, acı, ızdırap, isyan, haykırış çok…
Dile gelse duygular, ağlasa yürekler, figan etse ne çare!...
Biçare baktım dünyaya. Utandım. Utandım Allah'ım! Gözümde yaş yetmedi üzüntüme.
Haykırdım. Duyan olmadı.
“Durun!” dedim.
“Durun!!!”
“Durun!!!”
Yüreğim parçalandı. Kan gözlerime sıçradı. Kan oldu dünya.
Af!
Koca dünya yetmedi nefislere. Kardeşler kardeşlere diş biledi. Toğrak uğruna beşikler devrildi. Yerlebir oldu yuvalar.
Şeytanların gözü aç. Yandaşları kudurmuş. Mazlumların acısı; mezeleri olmuş. Ağıtları kahkahalarına karışmış. Leş kokuyor yürekleri.
Aşağıların aşağıları…

Ya Hayy!
Dilemezsen kuru yaprak dahi düşmez.
Kainat dile geldi. Yer yerinden oynuyor. Denizler şaha kalkmış. Olanlara “Dur!” der gibi perdelenmiş gözlere, mühürlenmiş kalplere kıyameti gösteriyor.

Dağların pamuk gibi savrulmasından korkuyoruz. Gazabından Allah'ım, rahmetine, Sana sığınıyoruz. Yaptıklarımızın ve yapacaklarımızın hesabını vereceğimiz günden, Sana sığınıyoruz. Allah'ım bize güç, kuvvet ver. Şeytanın ve nefsimizin hilelerinden, tuzaklarından bizi koru. Ayağımızı rızan üzere sabit kıl!...

“Yalnız sana ibadet eder ve yalnız Senden yardım dileriz.”

Bizi doğru yola ilet Allah'ım!
AMİN!!

3/11/2009 | Kategori: duam | Yorum (0) Yorum yaz! |

İmanı tehlikeye sokan günah‎‏


Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Her günah imanı tehlikeye sokmaya sebep olabilir ama şu üç günahın tesiri
daha kuvvetlidir:
1- İman nimetine şükretmemek,
2- İmanın gitmesinden korkmamak,
3- Müminleri incitmek, kalblerini kırmak. Hadis-i şerifte (Kalb kırmak,
Kâbe’yi yetmiş defa yıkmaktan daha kötüdür) buyuruluyor. İyi olsun, kötü
olsun hiçbir insanın kalbini incitmemeli. Allahü teâlâyı en çok inciten
küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur. Büyük zatlar buyuruyor
ki:
Hakiki müslüman hiç gönül kırmaz,
Bilir bundan büyük bir günah olmaz.

* Bir müslümana çatık kaşla bakmak haramdır. Güler yüzlü olmayan kimse mümin
sıfatlı değildir. Müslim gayri müslim herkese karşı güler yüzlü olmalıdır.
Başkasının kötü ahlakından şikayet eden kimsenin kendisi kötü ahlaklıdır.
Başkalarının kötülüklerinden bahsediyorsak bu kendimizin kötü olduğunun
alametidir. Güzel ahlak, eziyetleri sineye çekmektir.

* Müminin alameti güler yüzdür. Münafığın alameti çatık kaşlı olmaktır.
Allahü teâlâ ihsan ettiği nimeti göstermemizi sever. Müslüman olmak nimetini
nasıl göstereceğiz; güler yüzümüzle, tatlı dilimizle, merhametimizle,
şefkatimizle.

* Bir Müslüman diğerini hakir göremez. Çünkü Müslüman, Allah’ın sevdiği
insan, Allah yanında kıymeti büyük olan insan demektir. Müslümanı hakir
görmek, Allah’ın kıymet verdiğine değer vermemek olur.

* En büyük günah, günahı bilmemektir. Ondan büyük günah, günahı ibadet
olarak yapmaktır.

* Güzel ahlak, kimseye yük olmamak, fakat herkesin yükünü çekmektir.
* Mertlik demek, herkes ile iyi geçinmektir.

* Herkese iyilik yapamayız; fakat, hiç kimseye kötülük yapmaya hakkımız
yoktur.

* Müslüman demek, hasreti çekilen insan demektir. Bir kimsenin hasreti
çekilmiyorsa, son nefeste imanı tehlikededir.

* Ahirette kurtulmak, ibadetin çok olmasıyla ölçülmez, doğru iman ile
yapılan sahih ve salih amele bağlıdır. Salih amel, ihlaslı amel demektir.
Kur’an-ı kerimin çok yerinde Salih amel tabiri geçmektedir. (Ancak salih
amel işleyenler kurtulacaktır) buyurulmaktadır.

* Allahü teâlâdan, kendisini, kıyamet gününde Cehennem ateşinden korumasını
isteyen bir kimse, müminlere karşı çok merhametli ve nazik olmalıdır.

* Köpek olan eve rahmet melekleri girmez. Kalbe de köpek mizaçlı kötü
huyları sokmamalıdır. Özellikle şu dört kötü huy daha tehlikelidir: Kibir,
kıskançlık, öfke, şehvet. Demek ki kendini beğenmek, başkasındaki bir nimeti
kıskanmak, öfkelenmek ve şehvete kapılmak tehlikelidir.

* Herkese sıkıntı veren kibirlidir. Kimseyi beğenmemesi, herkesi şikayet
etmesi kibrindendir. Mütevazı demek ölü demektir. Ölü kimseyi şikayet etmez,
ölüyü de şikayete gerek duymazlar.

* Fizikte bir kaide vardır. Artı artıyı, eksi eksiyi iter. Zıt kutuplar
birbirini çeker. İki kişinin ikisi de ben haklıyım derse netice de kavga
çıkar, huzursuzluk başlar. Birisi sen haklısın derse kavga biter. Karı
kocadan biri de diğerine sen haklısın derse geçim olur. İkisi de ben
haklıyım derse geçim olmaz. Peki, ikisi de sen haklısın derse ne olur? O
evde ilahi aşk başlar.

* İki şeyi unutma: Allahü teâlânın seni her yerde gördüğünü ve ölümü hiç
unutma.
İki şeyi de unut: Yaptığın iyilikleri ve sana yapılan kötülükleri unut..

user posted image
MÜTAALİ
Müta'ali : Pek yüce, yüceler yücesi, aklın alabileceği herşeyden pek yüce
Cenab-ı Hak buyuruyor.
"O, görüleni de görülmeyeni de bilir; çok büyüktür, yücedir " Rad, 9
"O, yücedir, büyüktür." Bakara, 255

3/11/2009 | Kategori: islam | Yorum (0) Yorum yaz! |

<Önceki Yazilar | Sonraki Yazilar>